top of page
< Back

Baktığımız Ama Görmediğimiz Semt: Yeldeğirmeni

Her gün geçtiğimiz sokaklarda acaba neleri görmeden geçiyoruz? Geçtiğimiz hafta sonu, Boğaziçi Üniversitesi Mezunu İş İnsanları Derneği'nden (BRM) arkadaşım M. Kürşad Şahin'in düzenlediği Beyond The Murals yürüyüşüne katıldım. Rotamız Kadıköy, Yeldeğirmeni ve Moda sokaklarıydı. Amacımız, binaların cephelerine yapılan dev resimleri, yani muralları keşfetmek, hikayelerini öğrenmek ve biraz da yaşadığımız şehre farklı bir gözle bakmaktı. Kadıköy pek çoğumuzun sık sık gittiği, sokaklarında...

Her gün geçtiğimiz sokaklarda acaba neleri görmeden geçiyoruz? Geçtiğimiz hafta sonu,   Boğaziçi Üniversitesi Mezunu İş İnsanları Derneği'nden (BRM) arkadaşım M. Kürşad Şahin'in düzenlediği Beyond The Murals yürüyüşüne katıldım. Rotamız Kadıköy, Yeldeğirmeni ve Moda sokaklarıydı. Amacımız, binaların cephelerine yapılan dev resimleri, yani muralları keşfetmek, hikayelerini öğrenmek ve biraz da yaşadığımız şehre farklı bir gözle bakmaktı. Kadıköy pek çoğumuzun sık sık gittiği, sokaklarında yürüdüğü, kafelerinde oturduğu bir yer. Ama o gün bir kez daha fark ettim ki bir yeri çok iyi bildiğimizi düşünmek, onu gerçekten tanıdığımız anlamına gelmiyor. Bazen önünden defalarca geçtiğimiz bir binanın tarihini bilmiyoruz. Bazen de hemen başımızın üzerindeki kocaman bir sanat eserini fark etmeden yürüyüp gidiyoruz. Yeldeğirmeni: Duvarların da hikayesi var Yeldeğirmeni, İstanbul'un çok kültürlü geçmişinin izlerini taşıyan, kentin ilk apartmanlarının yükseldiği semtlerden biri. Bir dönem Rum, Ermeni ve Yahudi topluluklarının yaşadığı mahalle, yıllar içinde göçlerle, değişen yaşam biçimleriyle ve yeni sakinleriyle dönüşmüş. Bugün eski apartmanları, sanat atölyeleri, küçük işletmeleri, kafeleri ve sokak sanatıyla kendine özgü bir kimliğe sahip. Bu dönüşümün önemli parçalarından biri de 2012 yılında Kadıköy Belediyesi'nin desteğiyle başlayan Mural İstanbul Festivali. Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen sanatçılar, binaların boş cephelerini dev tuvallere dönüştürmüşler. 2019 yılına kadar düzenlenen festivalin bıraktığı eserler, bugün Yeldeğirmeni ve çevresini adeta bir açık hava sanat galerisine dönüştürüyor. Üstelik bunlar yalnızca renkli duvar resimleri değil. Her birinin arkasında farklı bir sanatçı, farklı bir düşünce, kimi zaman toplumsal bir eleştiri, kimi zaman siyasi bir mesaj, kimi zaman da insanı gülümseten bir hikaye var. Kürşad'ın anlatımlarıyla eserlerin önünde durup detaylarına baktıkça, daha önce sadece bir resim olarak gördüğümüz şeylerin ne kadar farklı anlamlar taşıyabildiğini keşfettik. İşin güzel tarafı, herkesin aynı eserde farklı bir şey görebilmesi. Bence sanatın en keyifli yanlarından biri de bu. Sanat yalnızca müzelerde ve galerilerde değil Yürüyüşün benim için en keyifli bölümlerinden biri de heykel sanatçısı İskender Giray'ın eserlerini görmek ve ardından kendisiyle tanışmak oldu. İskender Giray, fizik mühendisliği eğitimi almış, bir süre mühendis olarak çalıştıktan sonra sanat üretimine yönelmiş bir isim. Sokaklarda karşılaştığımız metal heykellerini inceledikten sonra kendi kafesinde buluştuk. Eserlerini, üretim sürecini ve sanatı konuştuk. Mekanda sergilenen çalışmalarını yakından görme fırsatımız da oldu. Bir sanat eserini görmek başka, onu yaratan kişiyle sohbet etmek başka bir deneyim. Üstelik böyle bir buluşmanın bir müzede ya da galeride değil, mahallenin içinde, günlük yaşamın bir parçası olarak gerçekleşmesi ayrıca hoşuma gitti. Bir şehri gezmek mi, gerçekten deneyimlemek mi? Yaklaşık 30 yıldır turizm sektöründeyim. Dünyanın pek çok farklı yerinde seyahatler, etkinlikler ve deneyimler organize ettim. Ama bu yürüyüş bana bir kez daha hatırlattı ki yeni bir şey keşfetmek için her zaman uzaklara gitmemiz gerekmiyor. Bazen yaşadığımız şehrin çok iyi bildiğimizi sandığımız bir sokağı bile bize yepyeni bir deneyim sunabiliyor. Benim sürdürülebilir turizme bakışımın önemli bir parçası da bu. Bir destinasyonu yalnızca gezilecek yerlerden ibaret görmemek; tarihini, kültürünü, sanatını, insanlarını ve geçirdiği değişimi anlamaya çalışmak. Yerel sanatçıları tanımak, mahalledeki küçük işletmelere uğramak, o bölgenin hikayelerini dinlemek ve kültürel değerlerinin yaşamasına katkı sağlamak. Bunların hepsi bir destinasyonun değerini artırırken yerel ekonomiye ve kültürel sürdürülebilirliğe de katkı sağlayabiliyor. Elbette mahallelerin dönüşümünün başka bir yüzü de var. Yeni mekanlar, ziyaretçiler ve artan ilgi ekonomik hareketlilik yaratırken, yükselen kiralar ve değişen mahalle kültürü eski sakinler için zorluklar da doğurabiliyor. Bu nedenle önemli olan, bir yeri yalnızca popüler hale getirmek değil, onu kendine özgü değerleriyle birlikte yaşatabilmek. Keşfederken katkı sağlamak Kürşad'ın Beyond The Murals yürüyüşlerinin çok sevdiğim bir başka yönü daha var. Hafta sonu düzenlenen bağış yürüyüşlerinde katılım ücretlerinin %50'si, kız çocuklarının eğitime eşit erişimini destekleyen Eşit Gelecek Derneği'ne aktarılıyor. Yani bir yandan keşfediyor, öğreniyor, keyifli vakit geçirirken bir yandan da sosyal bir faydaya katkıda bulunabiliyorsunuz. Peki, biz her gün neleri görmeden geçiyoruz? Bu yürüyüşten aklımda kalan en önemli şey sanırım bu soru oldu. Her gün aynı yollardan işe gidiyoruz. Aynı sokaklardan geçiyor, aynı binaların önünden yürüyoruz. Çoğu zaman gözümüz telefonda, aklımız yapacaklarımızda, bir sonraki toplantıda ya da yetişmemiz gereken yerde. Peki etrafımızda neler var? Kaç yıllık bir binanın önünden geçiyoruz? Bir duvardaki resim bize ne anlatıyor? O sokakta kimler yaşamış? Bir köşede duran heykeli kim yapmış? Belki de bazen ihtiyacımız olan şey yeni bir yere gitmek değil, bulunduğumuz yere başka bir gözle bakmak. Ben bundan sonra sokaklara biraz daha dikkatli bakacağım. :) Bu güzel deneyim için sevgili Kürşad'a, eserlerini ve hikayelerini bizimle paylaşan İskender Giray'a teşekkür ediyorum. Ben bu yürüyüşü hararetle tavsiye ediyorum! Hatta o kadar beğendim ki Anima'nın deneyim portföyüne de ekledik. Artık kurumsal gruplarımızın İstanbul'u farklı bir gözle keşfetmeleri için sunduğumuz deneyimler arasında Beyond The Murals da var. Çünkü bir etkinlik ya da kurumsal buluşma, yalnızca bir araya gelmekten ibaret olmak zorunda değil. Birlikte keşfetmek, öğrenmek, farklı bakış açıları kazanmak ve yerel kültürle buluşmak da çok değerli bir deneyim olabilir.

baktığımız-ama-görmediğimiz-semt-yeldeğirmeni

bottom of page