top of page

Turizmde Uyum Süreci!

  • MELEK ÇUBUK
  • 30 Mar
  • 2 dakikada okunur

Şüphesiz ki Türk milleti ve Türkiye coğrafyasında yaşayan azınlıklar olarak sürekli yaşamakta olduğumuz siyasi ve ekonomik çalkantılar nedeni ile her koşula çok hızlı bir şekilde uyum sağlama yetilerimiz son derece gelişmiştir. Buna ilave olarak atalarımıza döndüğümüzde, sürekli göç eden bir millet olarak da her koşulda yaşamanın DNA'mıza genetik olarak kodlanmış olduğunu düşünüyorum.


Gördüğüm üzere bu hızlı uyum yeteneğimiz turizmde de son derece başarılı bir şekilde devam ediyor.


İstanbul'un en turistik yerleri olan Sultanahmet ve Taksim ki özellikle Talimhane bölgesi ve hatta Ortaköy'de bile bu koşullara uyum sağlama ve dönüşümün gerçekleştiğini görmek mümkün. Son zamanlarda bu güzide turistik merkezlerimi gezerken kendimi İstanbul'da bir İstanbullu gibi değil de bir Arap ülkesinde bir garip İstanbullu gibi hissediyorum.


Her köşe, her restoran, her kafe, nargile ve kilim deseni dekorasyon tarafından gasp edilmiş. Nargile kokusu olmadan bir bardak çay içebilmek mümkün değil. Daha da fenası geçen gün Talimhane'de girdiğim pahalı bir restorandaki garson Türkçe bilmiyordu! Ortak bildiğimiz bir dil olmadığı için mönüdeki fotoğraflardan sipariş vermeye çalışırken, Türkçe bilen garsonun imdadıma yetişmesi ile ben de sadece sipariş vermekle kalmayıp, özel isteklerimi de belirtebildim. O garson geldiğinde, Chicago'da, "Signature Room at 98th Floor" restoranında bir problemi çözmeye çalışırken işletme müdürünün Türk olduğunu öğrendiğim andaki mutluluğum ile eşdeğerdi. Artık çok mesuttum, garson Türkçe biliyordu.


Bir kaç yıl önce, Avrupalı ve Uzakdoğulu turistlere hizmet verirken, sektörün eğitimli zümresi olarak kalitelerinden ne kadar şikayet etsek de, turizm işletmelerinde çalışan, İngilizce bilen, düzgün giyimli çalışanlar vardı. İşletmeler daha derli topluydu. Bir restorana girdiğinizde Dünya mutfağını bulabiliyordunuz. Şimdi ise, o beğenmediğimiz sektör çalışanlarını arar olduk.

Peki gelen Avrupalı, Uzakdoğulu, Amerikalı turistin kalitesine yukarıya doğru uyum sağlamaya çalışmak bu kadar zor olmuşken gelen turistin kalitesine aşağıya doğru bu kadar hızlı uyum sağlamak nasıl mümkün oldu?


Arap turistleri, Araplaşmadan ağırlamak mümkün değil miydi?

,

İleride, toparlandığımızda, eski turist kitlesine hizmet vermeye tekrar başladığımızda, o kaliteye yükselebilecek miyiz?


Şu halimizle bir turizm şehri miyiz?


Turizmde Arap turiste uyum sürecini Araplaşarak uygulamak gerekli miydi?


Zaten yıllardır, eğitimsiz ellerde kahrolan turizm, ileride ciddi bir problem yaşatacak olan gereksiz bir uyum sürecinde çok hızlı ilerlemiş ve ilerlemektedir.


En üzücü olan ise, turizmde bile kimliğimizi kaybetmiş olmamızdır.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page