
Turizmin, doğa, kültürel miras ve toplum kültüründen beslenerek bunları ekonomik faydaya dönüştüren ve elli dört ayrı iş kolunu besleyen bir endüstri olarak, hem dünyanın hem de kendi geleceğini korumak için sürdürülebilir olmak zorunda olduğu inancı ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda, var olan turizm faaliyetlerini sürdürülebilirlik perspektifi içinde yeniden ele almak, girişimlere fayda sağlamak, teşvik etmek ve yeni projeler geliştirilmesine destek olmak amacı ile kurulmuş bir hareketiz.

Doğası, kültürü, hikayeleri ve çeşitliliği ile çok değerli olan ülkemizde ancak sürdürülebilir turizm ile doğayı ve kültürel mirasımızı koruyarak topluma ve ekonomiye katkı sağlayabilir, sürdürülebilir kalkınma gerçekleştirebiliriz diyoruz.
Kalkınmanın ve değişikliğin ancak tüm bileşenlerin bir araya gelerek gerçekleşeceğine inanıyoruz.
Var olan turizm faaliyetlerini sürdürülebilirlik perspektifi içinde yeniden ele alarak girişimlere fayda sağlayacak, teşvik edecek, yeni projeler geliştirilmesine destek olacak ve tüm bileşenleri bir araya getirecek yeni projeler geliştirmek.
Turizmin Görünmeyen Bedeli



Turizm, ekonomik büyüme ve istihdam açısından önemli bir sektör olsa da plansız ve kontrolsüz şekilde geliştiğinde doğal çevre üzerinde ciddi baskılar oluşturur. Özellikle hızlı destinasyon gelişimi, artan ziyaretçi sayıları ve altyapı yetersizlikleri; hem dolaysız hem de dolaylı çevresel etkileri beraberinde getirir.
Dolaysız etkiler, turistik faaliyetlerin doğrudan çevre üzerinde yarattığı baskıları ifade eder. Doğal alanların yapılaşmaya açılması, kıyı bölgelerinde betonlaşma, orman alanlarının turizm tesisleri için dönüştürülmesi ve su kaynaklarının aşırı kullanımı bu etkilerin başında gelir. Ayrıca artan enerji tüketimi, atık üretimi ve karbon emisyonları da doğrudan çevresel yük oluşturur. Özellikle popüler destinasyonlarda görülen aşırı ziyaretçi yoğunluğu, ekosistemlerin taşıma kapasitesini aşarak biyolojik çeşitliliğin zarar görmesine yol açabilir.
Dolaylı etkiler ise daha karmaşık ve uzun vadeli sonuçlar doğurur. Turizme bağlı artan ulaşım faaliyetleri, özellikle havayolu taşımacılığı, küresel karbon salımını artırırken, yerel ekonomilerin turizme aşırı bağımlı hale gelmesi doğal kaynakların sürdürülemez kullanımını teşvik edebilir. Ayrıca tüketim alışkanlıklarının değişmesi, yerel üretim yerine yüksek kaynak gerektiren ithal ürünlerin tercih edilmesi ve mevsimsel nüfus artışları; su, enerji ve atık yönetimi sistemleri üzerinde ek baskı yaratır.
Kontrolsüz turizm yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik dengeleri de etkiler. Ancak çevresel maliyetler genellikle geri dönüşü en zor olan sonuçları doğurur. Bu nedenle destinasyon yönetimi, ziyaretçi kapasitesi planlaması, sürdürülebilir etkinlik organizasyonu ve çevre dostu ulaşım modelleri sektörde öncelikli hale gelmelidir.
Sürdürülebilir bir turizm anlayışı; büyümeyi sınırlamak değil, büyümeyi bilinçli yönetmek anlamına gelir. Doğal kaynakların korunması, yerel toplulukların desteklenmesi ve uzun vadeli çevresel dengeyi gözeten politikalar, turizmin geleceği açısından kritik öneme sahiptir.